PİR SULTAN ABDAL'DA ÇOĞULCULUK VE TÖLERANS

  16.yüzyılda Anadolu'da Türkçe şiir yazan ve söyleyen en önemli halk şairi olan Pir Sultan Abdal,bu özelliğinden ötürü,Yunus Emre'den sonra. Türk halk edebiyatının varlığının belirginleşmesine ve süreklileşmesine en kalıcı etkiyi yapmıştır.Pir Sultan Abdal'ın yazgısını,öncelikle Anadolu'daki Alevi-Bektaşi halk kesimlerinin yazgısıyla birleştirerek,onların dertleriyle dertlenmesi,sevinçleriyle sevinmesidir.Bu anlayışla Alevi-Beltaşi toplumuna yönelik baskı ve kıyımlara karşı ödünsüz bir başkaldırı tavrı benimseyen Pir Sultanın söylediği deyişler,deyim yerinde ise "başkaldırı edebiyatı"kavramının öncüleri sayılabilir.   

  "Bir sürçmekle at ayağı kesilmez, Bir suç ile ademoğlu asılmaz,    Bu yolu erenler kurdu basılmaz, Yol ehli kandeyse yola çevrilir" Bir yandan rastgele gerekçelerle insanların asıldığını,öbür yandan da gerçek yol ehlinin bu tür kıyımlardan korkmayacağını haykırır.                        "Abdal Pir Sultan yoluna bağlı, Yetmiş iki millet hep Hak'kın kulu, Kırkların ceminden içtim bir dolu,            Bu aşkın badesin sızdıran var" dörtlüğünde büyük ölçüde Yunus Emre'nin çokluk-çoğulluk anlayışını çağrıştırır.

  "Deniz çaldım asa ile, Göğe ağdım İsa ile, Tur dağında Musa ile, Münacatta dura geldim"   

dörtlüğünde görüldüğü gibi,dünya dinlerinin peygamberlerini anarak,düşünce dünyasının genişliğini ve çeşitliliğini ortaya koyar.Bir başka şiirinde "Seher yelleriyle esen Ali'dir" diye nitelendirdiği Hz.Ali için söylediği"okur dört kitabı,iyi bilir" sözü de "dört kitabı" Hak bilme anlayışının göstergesidir.

"Pir Sultan Abdal'ım Bağdat'tır vatan, İkilikten geçip birliğe yeten, Erenler yoluna dedikodu katan, Yolun dikenidir hardan sayılır" dörtlüğünde ikilik teklik ilişkisini konulaştırır.Felsefi yönü belirgin olan bu dörtlükte öne çıkan düşünsel ilkenin "tekliğe ulaşma"olduğu açıktır.İkilik bir başka deyişle,çokluk,tekliğin oluştuğu ve belirgenliştiği düşünsel-kültürel ortamdır.

"Hangi dinde isen ona tapayım"dizesiyle bağdaşımcı öğretiden kaynaklanan özgür düşünmenin belirtilerini açığa vurur "Söyleşelim halden hale,                            Dilleşelim dilden dile  Biz gezeriz elden ele,                                Taze açılmış gülüz biz"  dötlüğünde toplumda var olan türlü çeşitli mezhepler ve yaşam tarzları,en geniş bir uzlaşım evresinde ve anlayışında buluşur.

Pir Sultan heterodoks İslam kültüründe "önce özünü kınama,ekdikliği özünde görme" anlayışının düşünsel köklerinden biri olan Melametlik akımını;                        " Melamet hırkasını giydim eğnime, Hak'kın birliğin koydum kalbime, Aşkın kiyabını aldım elim" dizelerinde dillendirir.

Osmanlı yönetimi,o dömede var olan mezhep çoğulluğunu,tolerans ile bütünleştirerek,çoğulculuk bilincine dönüştürmek yerine,söz konusu çoğulluğu yok sayma ve sunni İslam inancını egemenleştirme girişimini,baskı ve kıyım politikalarıyla uygulama yolunu seçmiştir.Baskı ve zulüm şiirlerine yansımıştır.   

  "Uyur idik uyardılar. Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık. Sürüye saydılar bizi"

dörtlüğü,yaşanılan baskı ve kıyımların kaçınılmaz olarak başkaldırı bilincinin gelişmesine yol açtığı şekilde yorumlanabilir.